Alemdağ’da Var Bir Yılan Kitabı – Yazarı

Alemdağ’da Var Bir Yılan Kitabı hakkında

Türk yazar Sait Faik Abasıyanık‘ın 1954 yılının Mart ayında yayınlanan öykü kitabı. Eser, yazarın vefatından önce yayınlanan son kitabıdır. Abasıyanık, bu kitabında kendi yalnızlığını anlattı.

Kitap ilk olarak Alemdağında Var Bir Yılan ismiyle yayınlandı. Bu karışıklığın sebebi yayıncı firma ile yazar arasındaki bir yanlış anlamadır.[1] Varlık Yayınları, bir sonraki baskıda ismi düzeltti. Bu kitapta yer alan ilk beş öykü daha önce hiçbir dergi veya gazetede yayınlanmamıştı. Hatta, Öyle Bir Hikâye isimli öyküyü yazan Sait Faik’in, bu öyküyü bir isim bile bulmadan Varlık Yayınları‘na teslim ettiği ve öykünün ismini Yaşar Nabi Nayır‘ın teklifi ile koyduğu bilinmektedir.[2]

Fikret Ürgüp, Sait Faik’le kitaptaki ilk üç hikâyenin gerçeküstücü filmini çekmeyi çok istediklerini açıkladı.[1]

 

 

Sait Faik Abasıyanık

(18 Kasım[11][12] ya da 22 Kasım[13] ya da 23 Kasım 1906[14][15] – 11 Mayıs 1954), Türk öykü veroman yazarışair. Türk hikâyeciliğinin önde gelen yazarlarından olan Abasıyanık[16], çağdaş hikâyeciliğe yaptığı katkılarla Türk edebiyatında bir dönüm noktası sayılır.[17]

Modern Türk hikâyeciliğinin öncülerinden olan Sait Faik, getirdiği yeniliklerle “kökü kendisinde olan” bir yazar olarak kabul edilir.[18] Klasik öykü tekniğini yıkarak doğayı ve insanları basit, samimi, hem iyi hem kötü taraflarıyla oldukları gibi fakat şiirsel ve usta bir dille anlattı.[19] Bunu yaparken diğer çoğu Cumhuriyet sonrası sanatçısı gibi Batı’daki gelişmelere bağlı kalmadı, hiçbir edebî anlayışın etkisinde hareket etmedi ve belli bir tarzın takipçisi olmadı.[20]

Toplumun problemlerine değil bireyin toplum içindeki sorunlarına yönelen yazar, öykülerinde çoğunlukla kendisinden yola çıkıp bireyler hakkında yazarak insan gerçeğini anlamaya çalıştı.[21] Çoğunlukla şehirli alt sınıfın hayatını yazan Abasıyanık, balıkçı, işsiz, kıraathane sahibi gibi karakterleri anlattı.[21] İnsanların yaşama biçimlerini, isteklerini, tasalarını, korkularını ve sevinçlerini irdeleyerek, toplum meselelerinden çok “insanı ele alan sanatçılar” sınıfında yer aldı.[22]

1930’larda başladığı yazı hayatı boyunca “sorumlu avare”, “gözlemci balıkçı”, “çakırkeyf sirozlu”, “küfürbaz şair”, “müflis tacir”, “züğürt yazar”, “hamdolsun diyemeyen rantiye”, “anadan doğma çevreci” gibi sıfatlarla anılan Abasıyanık’ın tüm yazdıkları bir şair duyarlılığı içerdi.[17] Hikâye, roman, şiir yazan, çeviriler ve röportajlar yapan sanatçı bütün bu türleri kendine özgü tarzı ile kaynaştırdı.[17] Yazarın, anlık heyecanlarını yansıtan izlenimci vefovist ressamların üslubunu anımsatan bir tarzı olduğu söylenmiştir.[23]

Kendi özgün dilini oluştururken André Gide[8]Comte de Lautréamont[9]Jean Genet[10] gibi isimlerden etkilenen Abasıyanık, kendisinden sonra gelen Ferit EdgüAdalet AğaoğluDemir Özlügibi pek çok yazara da öncülük etti.[24] Ölümünün ardından Burgaz Adası’ndaki evi müzeye dönüştürülen yazar adına her sene öykü ödülü de verilmektedir.[25][26]

 

 

 

 

This page is based on a Wikipedia article written by contributors (read/edit).
Text is available under the CC BY-SA 4.0 license; additional terms may apply.
Images, videos and audio are available under their respective licenses. Cover photo is available under CC BY 3.0 license. Credit: Guzelonlu (see original file).

Bir cevap yazın