Deli Kadın Hikayeleri, 21 deliren, 21 delirtilen, 21 delirten hikaye…

Mine Söğüt, bir gazeteci ve bir televizyoncu olarak yakından gördüğü, hayatlarına girdiği 3.sayfa kahramanlarının dramlarını, bir yazar olarak bize de hissettirecek kadar iyi bir şekilde hikayeleştirmiş.” Bir insan neden intiharı seçer?” sorusuna ”ruh sağlığı bozulduğu için” cevabını buluyorsunuz bu hikayelerde. Sonra bir adım daha atıp , insanın ruh sağlığı nasıl bozulurmuş onu öğreniyorsunuz. Sakın bir adım daha atmayın. Uçurumun kenarına geldiniz!

Kitabın ismi her ne kadar Deli Kadın Hikayeleri olsa da , ben yorumumu , “İNSAN” olarak yaptım. Çünkü ülkemizde intiharların edenlerin %75 i delirenlerin de çoğunluğu erkek.

04.11.2018

Naci Sarıtaş

 

Mine Söğüt “deli kadın hikayeleri”nde zehirli kalemini bıçak gibi kullanıp içimizi deşiyor. Bıçağı saplamakla kalmıyor, o keskin bıçağı defalarca içimizde çeviriyor. Delirmiş kadınların kirli tırnaklarını saçımıza dolayıp, yüzümüzü yırtıyor. İntihar etmek için özenle hazırlanmış urganları, uzun parmaklarıyla önce sen diyerek elimize uzatıyor. Kadınları delirtmenin utancını boynumuza asıyor. Kitapta kullandığı dil, üslup, anlatım ve kurgulama tekniği olağanüstü. Başka türlü bir dille anlatılması mümkün olmayan hikayeleri okurken, her bir öykü için küçük bir ara verip nefes alma ihtiyacı hissedebilirsiniz. Her bir öyküyü okurken kurgusal olarak genellikle finalde çoğu zaman tek bir cümleyle kadınların delirmesine yol açan travmalar tam bir şok etkisi yaratıyor. Bazı yerlerde kelimeleri veya bağlaçları tekrarlayarak yarattığı etki çok kendine has. Bunu başka bir kadın yazarda da görmüştüm (eğer hafızam beni yanıltmıyorsa Şule Öncü) ama bu kadar yerinde ve dozunda kullanılmasına şahit olmamıştım. Benim kitabı ikinci okuyuşumdu bu. İlk okuduğumda yaşadığım sarsıntı elbette bambaşkaydı. Ama bu seferde bile “vicdansız bir memlekette öldüm ben” öyküsünde gözlerim nemlendi. Bu ülke kadınları delirtiyor. Doğal olarak erkekleri. Bir devlet hastanesinde, bir fabrikada, bir otobüs durağında bakın kadınların yüzüne. Kadınların yüzlerini inceleyin. Delirmenin eşiğindeki mutsuzlukları okuyun o yüzlerde. Ben hiç yüzünde mutluluk taşıyan kadın görmedim. Gözleri ışıl ışıl, etrafına neşe saçan kadın görmedim. Bu ülke kadınların ışığını söndürüyor. Mutsuz, deliren kadınlar ülkesi burası. Bırakın tacize, tecavüze uğramak gibi travma-tik meseleleri, hayatında hiç bunlara muhatap olmayan kadınlar bile bu ülkenin ataerkil atmosferinden ışığını kaybediyor. Binlerce ufak detayın şekillendirdiği kadınlar mutsuzluğu yüzlerinde taşıyorlar. Kadınlar hastalanıyorlar. Bu boktan coğrafyada var olmak için, ruh sağlıklarını korumak için savaşırken bile hastalanıyorlar. Bu mutsuz kadınların yetiştirdiği erkekler de hasta. Hem de hasta olduklarının farkında bile değiller. Tam bir deliler koğuşu burası. Deli kadın hikayeleri gerçekten can yakan bir kitap. Ama Mine Söğüt sadece bundan ibaret değil tabii ki. Ben beş sevim apartmanı ve Madam Arthur bey kitaplarını da okudum. Her ikisi de çok güzel ve mutlaka tavsiye ediyorum.
Fethi Ahmet Avçin
favcin@hotmail.com
05.11.2018