Yılkı Atı

At Gözlüklerinden Kurtulmak

Tüm canlılar acıyla öğreniyormuş diye düşündüm.Yılkı Atı/Abbas Sayar okuduğumda.
Fiziksel acılar yaşam mücadelesinde direncimizi artırırken,ruhumuzu acıtanlar tavır koymayı,yaşama irademizi ve yaşama karşı duruşu öğretiyormuş.

Yeteneklerimizin köleliğe,iş görmezliğimizin özgürlüğü dönüşmesi , bir lokma ekmek,bir yudum su karşığı takılan at gözlükleri sayesinde imiş.

Önce at gözlüklerini kimin taktığını bilmek, sonra o gözlükleri hiç takmamak için çetin doğa şartlarında ayakta kalmak gerekiyor.Zorlu doğa koşullarına dayanmanın şartı ise, çıkar ilişkilerinden uzak bir arada olma, birlik ve beraberlik içinde birbirinin sıcaklığı ile yaşam mücadelesini sürdürmek.
Kış geçip bahara erdiğinde, kışı kiminle geçirdiğini bilmek, o kışa kimin seni zorladığını bilmek kadar önemli.

İbrahim’in, doru ata yaptığı vefasızlığı okuyunca içim acıdı. İnsanın hem kendine ve ve hemde yaşamını kolaylaştıran diğer tüm canlılara karşı ne kadar gaddar olduğunu bir kez daha görmek yüreğimi yordu.

Kitabı okurken,Yılkı Atlarının hikayesi ile birlikte daha önce duymadığım bir kaç atasözü de öğrendim.

İşte birkaç örnek;

“Hepsinin bir ipliğini çeksen kırk yaması birden düşer.”

“Bizim millet davulun iki tarafına da vurur.”

“At yedi günde, it yediği günde.”

“Gönülsüz köpeğin davara gittiği gibi iş görme.”

“Para şahine benzer. Gökten alimallah turnayı indirir”

Yöresel dil kullandığı ve bana çocukluğumu anımsattığı içinde ayrıca roman’ın dilini sevdim. Beğeni ve hüzünle okudum.

Atasözlerinden başka, belki yöresel belki Abbas Sayar’ın anlatım dili bilemediğim ama okurken ilgimi çeken,anlamı üzerinde düşündüğüm bir kaç alıntıyı da paylaşmak isterim.

“Gözü kör olsun yokluğun. Yokluk bel kırar, adamı insanlıktan cüda eder.”

“Her işin ivazsız olanı güzeldir. Huzur ve mutluluk ivazsızlıktan doğar.”

“Yel sabaha dek ıslık çaldı, uludu. Karlar kuytu buldukları sokak başlarına dağlar gibi yığıldılar.”

Ve papatya ya koyun gözü dendiğini de bilmiyordum, okurken öğrendim.

Kitabı okuduktan sonra ifadelerime yansıyan bir şiir oldu,

Bozkırın sonsuzluğunda
yelelerinin rüzgarıyla okşanırken yüzü
yaşamın döngüsünü izler Yılkı Atı…

İşe yaramaz hale geldiğinde
soğuk, açlık ve yabani hayvanlara bırakılan,
bahara erdiğinde,
yakalanıp gem vurulmaya çalışılan Yılkı Atı’nın
iki yüzlü insan soyuna
vereceği bir karşılık vardır elbet ,

yeteneklerini köleliğe,
iş görmezliğini özgürlüğe dönüştüren
at gözlüklerinden
kurtulduğunda;
var olma yolculuğunun,
bilge bir yolcusudur artık, Yılıkı Atı….

hesaptan düşülmüş,
defterden silinmişler
birbirlerine vefa duygusu ile
başına buyruk yaşamın tadını çıkarırlarken öğrekle…

Dumanlı dağ eteklerindeki
güçlü bir at kişnemesi
her nefeste bir kez daha ölmeyi
öğretir insan soyuna….

İzdüşüm

Gözden düşüp, hesaptan silinsenizde yaşam yolculuğunuzu kendi kimliğinizi bulabilmeniz, yaşama kendi cevabınızı verebilmeniz dileğiyle.

Hayatı ve kitapları iyi okumalar.

18 Ocak 2019

Hatice Uğurlutepe

Bir cevap yazın